Merhaba Ziyaretçi; Bugün Saat
Yassı Muharrem – Seyit Gezek

Kerbela olayı (680) meydana geleli beri, 1328 yıldır tüm Şia-i Ali kolları, özellikle Aleviler, bitmek nedir bilmeyen, acısı dinmeyen bir yası sürdürmektedirler. Bu aynı zamanda inanç ve ibadetin de belirleyici bir öğesi ve ilkesi haline gelmiş. Her yılın Muharrem ayında 12 günden az olmamak üzere, yer yer 15 güne varan bir süre, yas tutulur. Hazret-i Hüseyin başta olmak üzere, Kerbelâ şehitlerine, Oniki İmamlar’a olan bağlılık duyguları daha da canlanır, belirtilen sürenin her anı şehitleri anmakla, onlarla ilgili bilgileri yinelemekle, kitap ve mersiyeler okumakla geçer.

Hazret-i Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Oniki İmamlar’ı anmayan Alevi ve Şii şair ve düşünür yok gibidir. Doğrudan Kerbela faciasını konu alan mersiyelerin kimileri Muharremiye diye de adlandırılır. Dünyada, hakkında çeşitli dillerde en çok mersiye (ağıt) yazılan kişi, hiç kuşkusuz ki Hz. Hüseyin’dir. Şiir ve deyiş edebiyatımızın köşe taşlarından birini oluşturan “Düvaz-ı İmam”larda O ve bütün İmamlar veciz bir şekilde anıla gelmiş ve Cem Ayini’nın vazgeçilmez kesitlerinden biri durumuna gelmiştir. Cem, Kerbela’da Ehl-i Beyt mazlumlarına yaşatılan susuzluğu, açlık ve eziyetleri, inanç ve doğruluk konusunda gösterilen kararlılığı ifade eden çeşitli motiflerle donatılmış, bu nedenle akıtılacak olan gözyaşları işlenecek sevabın kaynağı olarak kabul edilmiştir.

Hz. Hüseyin, askeri anlamda, Kerbela’da yenilmiş; ancak sergilediği tutum ve kararlılık, Emevi baskı ve hileleri sonucu sönmeye yüz tutan Hak-Muhammed-Ali yolunun şahlanışı bakımından da tarihte eşine az rastlanan bir büyük zaferin öncüsü, önderi ve kahramanı olmuştur. Bu sadece Aleviler için değil, başka mazlumlar için de ciddi bir örnek oluşturmuş, ezilenlerin cesaret ve iman kaynağı olmuştur.

ALEVİ İNANCINDA MUHARREM AYI VE ORUÇ

Aleviler için muharrem ayı kerbela şehitlerinin matem ayı’dır. Bu matem’i tutarken kerbela’dan sağ kurtulan Zeynel Abidin’den Hz. Muhammed’in ve Hz. Ali’nin soyunun devam etmesine karşılık 12 imam’lar aşkına 12 gun yas-ı matem orucu tutulur.

İşte miladi 680, 10. ekim hicri 61. Muharrem’in onunda Hz. Huseyin şehit edilmistir.

Hz. Huseyin Fatima-I Zehra, ile Hz. Ali’nin Hasan’dan sonra ikinci oğludur. 626 yılında Medine’de dünyaya gelmiştir, yaşamı boyunca onurlu ve mucadeleci bir tavır sergiledi, hep mazlumların yanında yer aldı, zalimlerin zulümüne başkaldırının sembolü oldu.

Hz. Huseyin’in hakka yürümesini bütün tarihler Muharrem’in birinci günü kerbelaya vardığını ve onuncu günü şehit edildiğini yazarlar.

Muharrem orucu kimi deyişlere göre 12 imamları, kimilerine göre kerbela olayını temsil eder ve bir gün önceden kerbela’da şehit düşen HÜR için bir günlük yas tutulur. 13’üncü gün Aşureler pişirilir, kurbanlar tığlanır kurbanların tığlanması imam Zeynel Abidin’in kurtuluşu içindir. Ayrıca masum-u pak’lar içinde üç gün eklendiği bilinmektedir.

Muharremde eğlence yapılmaz. Can incitilmez, kan akıtılmaz. Düğün, nişan, sünnet törenleri yapılmaz, bu günlerde eşler arasında nefsani ilişkiler olmamalı. Kerbela şehitlerinin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez eğlence yerlerine gidilmez. Saf su içilmez. Sağlıklı ve sıhhatli olup da oruç tutanlar için su içmemek çok sevaptır. Çünkü; Hz. Hüseyin 72 yakınlarıyla birlikte Kerbela da susuz bırakılmıştır. Kerbela acısını yürekler de hissedebilmek için susuzluğu yaşamak lazımdır. Ancak, vücudun suya ihtiyacı olduğundan aşırıya kaçmamak kaydıyla, ayran, çay vs. gibi sıvı içecekler alınabilir.

Alevi İnancı şekilciliğe takılıp kalmayı değil, özünü benimser aklın ve ilmin yolundan ayrılmaz. Önemli olan İmam Hüseyin’in ve diğer Kerbela şehitlerinin çektikleri acıyı ve zorlukları beyninde, kalbinde ve gönlünde duymaktadır. Onlar gibi düşünüp, onlar gibi yaşayıp, onlar gibi inanmaktır. Zalime karşı çıkıp, mazlumdan yana olmaktır. Eline,diline, beline sadık olup insanca ve onurluca yaşamaktır. Onlara layık olmaktır, ölmeden önce ölmek öldükten sonra yaşamaktır. Allah’ın alemlere rahmet olarak gönderdiği elçisi Muhammet Mustafa’nın ve Ehli beyti’nin huzuruna anlı açık yüzü ak ve pak çıkmaktır. Onların bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmaktır.

2008 yılı için; kurban bayramı 10 12 2008 günü , Yass-I matem orucu 10 01 2008 günü, Hızır orucu, şubat’ın 13 ila 15 ‘i arası olarak üç gün tutulur.

YATMADAN ÖNCE ORUCA ŞU NİYETLE BAŞLANIR;

,, Bismi şah Allah, Allah…
Erenlerin himmetine, er Hak Muhammed Ali’nin Hz. Imam Huseyin efendimizin, kerbelada şehit olanların, haksızlığa karşı direnenlerin aşkına, Hz Fatimat-u Zehra’nın sefaatine, oniki imam, on dört masum-u pak efendilerimizin şevkine, onyedi kemerbestlerin niyetine, haksızlığa karşı direnip can verenlerin niyetine, susuz kalanların yassı matemini çekiyorum. Yassım matemim Kabul ola, yuh munkire, lanet Yezite , rahmet imam Hüseyin ve soyuna.

Gerçege hüü, mümine ya Ali,
Yassı mateminiz Kabul olsun….

ORUÇ GÜN BATIMINDA ŞU GÜLBENKLE AÇILIR;

,, Bismi şah Allah, Allah…

Hak Muhammed Ali Aşkına, niyet edip kerbela şehitlerinin yassını tuttuk, niyetimizi, yassı matemimizi imam Hüseyin, oniki imamlar aşkına Kabul eyle yarabbi.
Hiç kimseyi darda, buğuda aç susuz bırakma yarabbi.
Bizleri Ehli-beyt’in yolundan, cemimizden, cemiyetimizden, insanlığımızdan ve birliğimizden ayırma yarabbi.
Yuh munkire, lanet Yezit’e ve onun fikirlerini güdenlere.
Rahmet Ehlibeyte, Ehlibeytin yassını tutanlara, gayretini çekenlere, İmam Hüseyin aşkına göz yaşı dökenlere, haksızlığa karşı boyun eymeyip biat etmeyenlere.

Gerçege hüü, mümine ya Ali,
Yassı mateminiz Kabul olsun….

MUHARREM ORUCUNUN YASAKLARI

Muharrem orucunun veya muharrem ayının en büyük problemi budur desek yanlış söylememiş oluruz. Çünkü, Alevi anlayışında her şey yerli yerine oturmadığı için, merkezi bir otorite oluşturulamadığı için, ister istemez yöresellikler/ farklılıklar olması kaçınılmazdır. Muharrem ayı gelince kelimenin tam anlamıyla zorlaştırılması için elden gelen her şey yapılmış veya yaptırılmıştır. O kadar çok yasaklarla karşılaşırsınız ki âdetâ yasaklar bombardımanına tutulursunuz. Birileri bu orucun tutulmaması için her şeyi yapmıştır. Oysa bu oruç zora sürme, sıkıştırmak, bunaltmak için yapilmiyor. Oruç, belirttiğimiz gibi istek ve aşkla tutulmalıdır. Tüm uydurma merasimler, yapay şartlara bağlanmamalıdır. Çünkü; Alevi inancı şekilciliğin adı değil, özü kabullenmenin adıdır. Muharrem ayın da öz yok edilmiş, şekilcilik ön plana çıkartılmıştır. Domates, patlıcan, soğan, patates, elma, portakal, v.s. kesmek yasak. Niçin? Bizim köyde öyle yapıyorlardı. Bu yasakların kaynağı neresidir? Diye sorulduğunda da; işte o meçhul dur. Tasavvuf, aklın ve ilmin adı ise o zaman sormak isterim: Bir Alevi memur, tıraş olmadan, banyo yapmadan nasıl işine gidecektir? Bir subay bu şartları yerine getirmeden nasıl görevini yapacaktır? Önünde iki seçenek vardır; işinden istifa edecek veya orucu tutmayacak .

Zulüm nefsimizdendir. Öyleyse vücudumuza zulüm etmeden sağlıklı başlayıp sağlıklı orucumuzu bitirmeliyiz. Aklımızla, ruhumuzla bu orucu yaşamalıyız. Tutulur olabilmesi için bu kadar mesnetsiz yasaklardan kaçınmalıyız.
Öyleyse muharrem ayında neler yapmamalıyız? Muharrem ayın da eğlence yapılmaz; kan akıtılmaz, kurban kesilmez, can incitilmez, düğün, nişan, sünnet ve benzeri eğlenceler yapılmaz. Et yenilmez, su içilmez, eğlence yerlerine gidilmez. Et niçin yenilmez? Kan akıtılmaması için yenilmez. Su içilmemekle de Kerbela da Hz. Hüseyin ve sevenlerinin çektikleri sıkıntıları, susuzluğu hissetmektir. Ruhumuzda yaşatmaktır.İmam Hüseyin’in ve diğer Kerbela şehitlerinin çektikleri acıyı ve zulmü beynimiz de, kalbimizde ve yüreğimizde hissetmektir.

Onlar gibi yaşayıp, onlar gibi inanıp, onlar gibi yaşamamızı pak etmeliyiz. Zalimlerden yana değil, mazlumlardan yana olmanın değerini ve faziletini bilmeliyiz. Ahlaklı yaşayıp, kul hakkı yemeden, onurlu yaşamanın erdem olduğunu bilmeliyiz. Ulu divana yani onların karşısına alnı açık, yüzü ak çıkmalıyız. Çünkü, Muharrem orucunu tutmadan, matemini yaşamadan hangi yüzle onlardan şefaat dileyebilirsiniz ki! Hangi yüzle….
Kısaca, Orucumuzu tutacağız, matemimizi yaşayacağız. Ama, on iki gün boyunca yıkanmadan, tıraş olmadan, elbise değiştirmeden değil, bunları yaparak ama matemde olduğumuzu hiç unutmadan tertemizce yaşayacağız. Allah hiç pisliği sever mi? Sulu gıdalar alarak, su mümkün olduğunca içmeyerek, çayınız, ve diğer içecekleri içerek ama, zevkini yapmadan ihtiyacımız kadar matemimizi yaşayacağız. Ulular ulusu yüce hak sırrı Kerbela’nın hakkı için oruçlarımız ve matemimizi kabul etsin.

HIZIR’IN KİMLİĞİ VE KİŞİLİĞİ
Bilimsel olarak baktığımızda Hızır’ın kimliği ve kişiliği ile ilgili bir çok tanımlama ile karşılaşabiliriz.
Hızır’ın sadece belli dinler içerisinde yer almış kişilik kazanmış ab-ı hayat suyunu içerek ölümsüzlüğe ulaşan bir şahıstan ibaret olmadığını insan oğlunun varlığı ile başlayan çok tanrılı dinler içerisinde de yer alan bir gücün genel adıdır .
Mitolojik olarak bakıldığında efsaneleşen bir hayatı bütün peygamberlerin yoldaşı, veliler ve nebilerin sırdaşı, olan Hızır bir insan olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hızır yaşlı bir çiftçinin iki oğlundan biridir, diğeri ise ilyas’tir. Bu iki kardeş çocukluğundan beri herkesin yardımına koşan, iyilik ve doğruluktan ayrılmayan, tanrının sevgili kullarının arasında yer alan tanrı tarafından olumsuzluk suyuyla ödüllendirilen iki kişidir.

Hızır karada yaşayan darda kalan insanların yardımına koşan, Ilyas(ta denizlerde darda ve zorda kalan insanların yardımına koşan yetişen kişi olarak bilinir.
Hızır orucu genelde ocak ayının son iki günü ve şubat ayının ilk günü olarak üç gün tutulur.

HIZIR ORUCU ALACA KARANLIKTA ŞU DUAYLA ACILIR…

,,Bismi-şah Allah,Allah…
Tuttuğumuz orucu Hızır Aleyhisselam kabul eyleye, darda zorda kalana yardım ettiği gibi cemi cümlemize yardım eyleye. Nuru nebi, keremi Ali, pirimiz Hunkar-ı Hacı Bektaş-ı Veli ilahi defterine niyetimizi orucumuzu kayıt eyleye,
Gerçege hü mümine ya Ali…

BİLGİLER
tarafından 10 Nisan 2014 - 00:17 tarihinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Yazı Şuana Kadar 199 kez Okunmuştur.
ETİKETLER
PAYLAŞ

Yoruma Kapatildi.