Merhaba Ziyaretçi; Bugün Saat
Altinci imam Hz Cafer Sadik

Altinci imam Hz.Cafer Sadik (a.s) hicri 83 yili Rebi-ül Evvel ayinin 17. gününde Medine’de dünyaya geldi. Babasi imam Muhammed Bakir (a.s), annesi Kasim Ibn-I Muhammed Ibn-I Ebi bekr’in kizi Ümmü Ferve’dir. 31 yasindayken imam oldu.

Hz. Imam Cafer Sadik (a.s) tarihin en hassas dönemlerinden birinde, yani Ümeyyeogullari saltanatinin çöküsü ve Abbasogullarinin babsa geçisi döneminde yasamistir. Imam Cafer Sadik (a.s) kendisine hilafet makaminca yöneltilen bütün teklifleri reddetti. Çünkü Abbasogullarinin hedefi de Ümeyyeoigullari gibi sadece kendi zalimane saltanatlarin pekistirmekti. Imam Cafer Sadik (a.s) bu geçis döneminde diger islami ilimleri yaydi. Ilmi tioplantilar düzenledi, genis ders halkalari zulüm otoritesinin zayiflamasindan en iyi sekilde faydalanarak, fikih ve olusturdu.Nakledildigine gore, yaklasik 4000 talebe bu meclislere katiliyor, degisik ilim ve marifet dallarinda ihtisas sahibi olmaya çalisiyorlardi. Imamiyye Sia’sinin fikhi bu imam tarafindan tedvin edilmistir. Bundan dolayi Ehlibeyt mezhebine, imam’a atfen Caferi Mezhebi’denilmektedir.Imam Cafer Sadik (a.s) 65 yasindayken hicri 148 yilinda receb ayinin on besinde ya da sevval ayinin yirmi besinde zehirletilerek sehit edildi ve Medine-I Münevvere’de Baki mezarliginda defnedildi.

ÇORUM OLAYLARI

Yakın tarihe dair bilgi dağarcığı yetersiz olan bir kuşak için Çorum olayları oldukça eski tarihlere ait bir olaylar dizisi gibi gözükebilir ya da acı ama, Çorum olaylarını ilk kez duyanlar bile olacaktır.
Binlerce yıldır aynı topraklarda ortak ellerle medeniyetler ve tarihe altın harflerle yazılan destanlar yazdıran bir halkın klasik senaryolar ile nasılda karşı karşıya getirildiğinin, hiç umulmadık bir şekilde bir katliam senaryosunun nasıl da gerçek kılındığının bir öyküsüdür bu…
Çorum Şehri yıllar boyu, Anadolu geleneksel çok sesli ve çok renkli yapısının bir örneği idi. Çorum Halkı, farklı etnik ve kültürel yaşam tarzlarına rağmen, barış içinde yan yana yaşarken, Şehir, 1980 yılı baharı ile birlikte patlamaya hazır bir bomba haline dönüşmüştü.
Tarih sayfalarını pek çok bakış açısından yorumlaya kalktığınızda bu ve benzeri olayların bu topraklarda pek çok kez yinelendiğine tanık olacaksınızdır. Çorum olayları sürecini değerlendiren bilim adamlarının dikkat çektiği noktalardan biri şudur; Olaylar dizisi henüz başlamadan dönemin ABD Türkiye Büyükelçisi Robert Alexander Peck’in Çorum iline dönük özel bir araştırmaya giriştiği, O bölgenin tüm önde gelenleri ile görüşüp çorum’un etnik ve inançsal yapısı ile ilgili kayda değer bir rapor hazırlattığıdır. Büyükelçi Peck’in neden bu raporlamaya ihtiyaç duyduğu yalnızca bir soru işareti şeklinde mevcuttur.

Çorumda gerginliklere 1980 yılının bahar aylarında start verildi.

80 yılının 19 Mayıs ‘Gençlik ve Spor Bayramı’ hazırlıkları sürerken bir grup tarafından Çorum halkına, tarih boyunca pek çok ilimizde duyduğumuz bir çağrı yapıldı.. Çağrının adı Cihad idi ve Cihad çağrısının başlığında ‘MÜSLÜMAN NAMUSUNA SAHİP ÇIK’ yazıyordu. Peki bu çağrıya neden ihtiyaç duymuştu bir grup ‘müslüman’ ; 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’ etkinliklerinde gösterilere katılacak kız çocuklarının kıyafetleri halkı tahrik etmekte idi.

Cihad çağrılarının ardından 10 gün geçmişti ki gerginlik kimler tarafında düzenlendiği belli olmayan bir olayla üst düzeye taşındı. MHP genel başkan yardımcısı Gün Sazak 27 mayıs 1980 de öldürüldü.Ve olaylar için düğmeye tam anlamı ile basılmıştı..

Aradan geçen birkaç günün hemen ardından Temmuzun ilk günü devletin radyo va televizyonu TRT’den şöyle bir haber geçer; “Çorum’da Alaaddin Cami’sine patlayıcı bir madde atılması ile bir takım olaylar başladı. Çorumda çatışmalar çıktı’ TRT haberi sık aralıklarla verir.. Çorum’da da telsizlerle “Aleviler cami bombaladılar” söylentisi yaygınlaşır. Evinde oturan tarafsız Sünniler istemeye istemeye yayılan dedikoduların etkisiyle Mil önü mevkiine koşarlar.
Oysa Alaaddin Cami’ye ne patlayıcı madde atılmış, ne de dışarıdan ateş edilmiştir. Çorum Cumhuriyet Savcısı Ertem TÜRKER, konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır: “Alaaddin Casi’sinin bombalandığı haberi olaydan bir saat önce bütün şehirde duyulmuştu. O sırada ben merkez jandarma karakolu’ndaydım. Cami bombalandı diye polis telsizi duyurdu. Bu telsizin hemen arkasından bir askeri telsiz duyuldu. Yüzbaşı Naiz ‘Bombalama olanağı yok, hangi polis bu haberi verdi?’ diye bağırıyordu.”
Böyle bir haberi askeri yetkililer vermemiş, vali’de haberi doğrulayıcı veya yalanlayıcı açıklamada bulunmamıştı.

Bu kasıtlı haber üzerine Çorum Halkının çoğunluğu Milönü’ne yığılmış, Milönü halkı ise korku sonucu kendi güvenliklerin için barikat kurmaya çalışmışlardır. Çorum’un tüm semt ve mahallelerinde silah sesleri ve alevler yükselmeye çoktan başlamıştır.

Olayların başladığı saatlerde ankara’ya ‘ölüyoruz-yanıyoruz’ şeklinde yardım isteme telefonları gelmiş. ancak kısa süre sonra telefon şebekelerinin susturulması ile çorum’la tüm haberleşme kesilmiştir.

1980 Yılının Temmuzuna ait gazetelerinden derlenmiş olaylarla ilgili çıkan haberler şöyle diyor.

Hürriyet Gazetesi;

“cuma namazının kalındığı ulu cami’de hoca vaaz verirken, kimliği saptanamayan bir genç, camiye girip ‘alaaddin cami’sini yaktılar. siz ne duruyorsunuz?’ diye bağırdı. aynı anda haber kent içindeki diğer camilere de ulaştırıldı. bunun üzerine silahını, kazma küreğini, demir çubuk ve sopalarını kapan vatandaşlar camilerin önünde toplandılar ve olaylar taşlı sopalı,silahlı çatışmalara dönüştü.

Olayların başlangıcından birkaç gün sonra cumhuriyet gazetesi;

“Çorum’da ölü sayısı her geçen gün artarken göçler başladı. Evleri saldırıya uğrayan Çorumlulardan bir bölümü ölüm korkusu ile kamyonlarla kentten ayrılmaya başladılar. Saldırganların, kendilerini engellemek isteyen askerlere ‘komünist asker moskova’ya’ diye slogan atmalarını, menzil komutanı tümgeneral remzi güven ‘olay maalesef doğrudur’ şeklinde değerlendirmesi ile doğruladı.

Tercüman Gazetesi,

“yapılan operasyonlar sırasında önceki günkü olaylarda öldürülmüş 5 kişinin cesedi bulundu. ölenlerin sayısı 20’ye yükseldi. savcı, operasyonlar sonucu 322 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.”

Hürriyet Gazetesi;

“Bir alevi vatandaşa ait ambalaj fabrikası yakıldı. çimento fabrikasının işçileri can güvenliği olmadığı için işbaşı yapmadılar..

Çorum olaylarını yaşayan bazı görgü tanklarının ifadeleri ise şöyle;

“oğlum hikmet ve kocamı götürdüler. bir haber alamadım. Evlerimizi yaktılar, ben eymerli ahmet’in evine sığındım, o beni sakladı, sabah olunca da bana, ‘sizi koruyamam kaçın’ dedi.

“biz üçevler ve çiftlikpınarı’nda oturuyoruz. evlerimizi yangına verdiler, topluca şehri terk ederek yeni köye doğru çekilmek zorunda kaldık.’

“sarılık köprübaşı mahallesi, 2. cihan sokakta oturuyorum. hastanede evrak memuruyum. göreve gidiyordum. büyük bir kalabalık, ‘cami yandı’ diye geliyordu. bunlardan 100 kadarı evimin önünde toplandılar. ‘kızılbaşları yakın, diye bağırıyorlardı. Evimi yok ettiler. Niye ve neden olduğunu anlayamadım’

“kalabalık bir grup evimin önüne geldi. kocamı alıp götürdüler, önce bir bakkala, sonra bir kahveye soktular. buradan çıkardılar, başına bir torba geçirdiler. önlerine kattılar,. şehir dışına kadar gitmişler, hapishanenin arkasına çıkınca orada ölmüş, kocamı 5 gün sonra buldum’
“SSK Hastanesi arkasında oturuyorum. simel beton boru fabrikasında çalışan işçiyim. akşam üzeri eve geldim, yemeğe oturmuştuk. kuruköprü yöresinden gelen bir grup evi sardı. ‘yakacağız’ dediler,evimiz yakıldı biz zor kurtulduk”
“Beni evden alarak zorla Çukurörenli Karabebek adlı birinin evine götürdüler. 74 yaşında olduğumu, hacca gittiğimi, ibadetli bir müslüman olduğumu, 17 nüfuslu bir ailenin büyüğü olduğumu söyledim. Dinlemediler, gözlerimi bağlayarak küfürlerle tekmelemeye başladılar. İçlerinden biri müdahale ederek beni bıraktılar. “
“dehşet ve utanç verici bir kinin dışa vurumudur. can alıcı nokta sağınızdaki solunuzdaki sade insanların bunları yapmış olmasıdır. işkence eden, öldürenler uzaydan gelmemiş, bizim insanımızdır. “

Çorum olaylarından etkilenen belirli noktalardan biri de Çorum’un Kızıl kaya köyüdür. Çorum olaylarının acılı haberini radyoda duyan kızıl kaya köylüleri Çorumdaki yakınlarının durumlarını öğrenmek için Çoruma gitmek üzere yola çıkarlar. Yolculuk esnasında yolları kesilir ve rehin alınırlar. Haber almaya gidenlerden bir daha haber alınamaz. Kalan Köylüler jandarmaya başvururlar, Askerin yardımı ile mercimek tarlalarında yakınlarının ancak, cesetlerine ulaşırlar.
Çorum olayları bu ve benzeri tablolarla yaklaşık 10 gün sürdü. Sokağa çıkma yasağı ile ortaya çıkan bilanço ise şöyle oldu; 57 kişi yaşamını yitirdi. Alınan kayıp ihbarlarının sayısı 100 idi. Pek çok sayıda yaralı mevcuttu. Yüzlerce ev ve iş yeri kundaklanmıştı. Olaylardan sonra Çorumdan 600 kadar aile göç etmek zorunda kaldı.

Yüzlerce yıldır aynı topraklarda yaşan ve ortak ellerle destan yazan bir halk birbirine düşürülmüş, planlanan gerçekleşmişti.

Bülent ECEVİT o dönem olaylar için şöyle bir açıklama yapmıştı; “….olayın gerçek çıkış nedenleri belli olduğu halde iktidar bunu saklayıp din elden gidiyor fikrine çanak tutmuştur.. Hükümetin Çorum’daki olaylarda da taraf olduğu, taraflardan biriyle birlik olduğu ve onların suçlarını örtbas etmeye çalıştığı ortadadır. “

Olayların ardından 27 sene geçti, bu topraklarda yaşayan yurttaşların sonu katliamla sonuçlanan ve önceden planlanmış oyunlara bir daha gelmemesini temenni ediyoruz. Anadolu topraklarına yalnızca sevgi yakışır. Ve sevgiye olan tüm inancımızla Çorum olaylarında tanrı ile buluşan tüm canlarımızı saygıyla anıyoruz…

BİLGİLER
tarafından 14 Nisan 2014 - 22:52 tarihinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Yazı Şuana Kadar 196 kez Okunmuştur.
ETİKETLER
PAYLAŞ

Yoruma Kapatildi.